Bu tabir bir siyasetçimize ait; sağ seçmeni kendi tapulu malı gibi gören Sayın Demirel ANAP için söylemişti. Bu sözden mülhem bir düşünce ve mantık anlayışını dile getirebiliriz.
Bu öylesi bir anlayış ki; Türkiye'nin hemen hemen bütün kurumlarına bulaşmış durumda. Devleti bulunduğu yer itibariyle kendi tapulu malı gibi görme geleneği, maalesef de bugünde dünden farksız devam ediyor!
Kanunlara uygun olarak kurulan siyasi partilerin kapatılması aslında bunun en belirgin örneği. Sadece bu mu? Bin 950-60 dönemi... Tapulu araziye gecekondu yapanların partisi kapatılıyor ve üç siyasetçimiz; biri Başbakan, Maliye Bakanı ve Dışişleri Bakanı idam ediliyor. Ve ülke gerçek sahiplerine teslim edilmek üzere yeniden "balans ayarları" yapılıyor.
Yetmişli yıllar yine bu mücadele ile geçiyor, siyasi çekişmeler koalisyonlar, Muhtıralar... ama bir türlü ülkenin asli sahipler tatmin ol(a)mıyor.
"Olgunlaşan" ortamla bir kez daha deneniyor 12 Eylül'de bu sefer de sahneye Özallı ANAP çıkıyor; tamda işte bu ortamda söyleniyor bu söz; "tapulu arazime gecekondu yaptırmam"
Memurundan itibaren Devletin çalışanların ekserisi kendini devletin sahibi görüyor. Devletin yakasını bıraksa "ya davulcuya gidecek, ya zurnacıya"
Devletin her hangi bir kurumuna gidiyorsunuz, Memurun ilk vazifesi sizi azarlamak. Bakışlarıyla sizin beceriksiz olduğunuzu yüzünüze ifade etmeye çalışmak. Azarladıktan sonra eksik evraklarınızı nasıl temin edeceğini kabaca ve yetersiz olarak söylemek... Adeta eğitimini azarlamak üzere almış, bir markette çalışan reyon görevlisi aynısını yapsa akşamı göremeden işten kovulur. Ama memura bir şey olmaz onu koruyan zırhı, bir sürü kanunları vardır.
Bunlar hayatımızın her alanında karşılaştığımız şeyler. Biz bile söylemeye çekiniriz, korkularımızdan, söyleyen varsa da saklandığımız köşeden seyrederiz. Söyleyenin ne akılsızlığı kalır, nede iş bilmezliği; "âlemin doğrusu sen misin?" sözü sanki bunlar için söylenmiştir.
Gün gelir hukuk hepimize lazım olur, tam o sırada görürüz ki hukuk da devletten yanadır. Birinci vazife devleti korumaktır. Hukuksuz devlet olur mu? Otokontrolü olmayan bir sistem olur mu?. Bunlar yazılırsa söylenirse "devlet zayıf düşer". Asıl hukuku işletemeyen devlet zayıf düşer. Asıl halkının hizmetinde olduğunu ve bunu sözde değil kuvveden fiile geçiremeyen devlet zayıf düşer.
Yedi aydan beri "Karabulut" cinayetini "Pembe" diziler gibi gösterip halkın sıkıntılarını es geçen basın devleti zayıf düşürüyor, denetimsiz hale getiriyor; dev gibi şişiriyor güçsüzleştiriyor...
Filistin'deki, Bosna'daki, Çin'deki, maçindeki zulümleri yazmak kolay, ya yanı başımızdakilere niye ses çıkartılamıyor!
Birliği sağlamanın yolu devleti kimsenin tapulu arazisi görmemek, devlet hepimizin... Yapılan yanlışlara seyirci kalmamak, bugün ona ise yarın bir başkasına veya bize... Bize gelmese bile hukuk en sevmediğimiz içinde aynı işlemez ise ülkemizde huzur içinde ve özgürce yaşayamayız.
Avni Özgürel Radikal'deki köşesinde son iki padişahın Başbakan kadar yetkisi olmadığını yazıyordu. En büyük sıkıntılarımızdan birisi denetlenemiyor olmamız. Oysaki hukukun önünde her kes eşit olmalı değil miydi?
Hz Ömer; Bir Kuzuyu Kurt yese benden sorarlar diye endişelenmesi hem adalet hem de hukuk sistemini anlatıyor. Kaç gündür güneydoğuda çobanlık yapan 14 yaşındaki kızcağızın (Ceylan Önkol) ölümüyle ilgili sağlıklı bir açıklama yapılamadı; yapılamadığı gibi savcı bile can güvenliği nedeniyle olay yerine gidemedi.
"Karabulut" cinayeti bir yönüyle bizi yinede acaba bu kadar konuşma bir şeylerin müspet manada değiştiğinin bir göstergesi mi diye düşünmeye itmişti? Dört gündür "Küçük Kız"ın ölümünden bir ses çıkmadı. Ceylan Önkol öldü belki de fotoğrafındaki gibi gözleri açık gitmiştir. Kim bilebilir ki. Filistin'e çok ağladığımızdan mıdır, Ceylan'a dökecek gözyaşımız da kalmadı. Şairin dediği gibi, " gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar" ne güzel köyünüzü de terk etmiştiniz dönmekte neyinize "bu tapulu arazilere"
Özetle: Erkânı devlet, kendisinden başkasının devlete sahip olamayacağını düşünüyor. Oysaki devlet hepimizin! İşte bunun için "demokratik açılım" şart. O zaman memurundan amirini her kes bilecek ki; biz bu halkın hizmetindeyiz.